Moda Severlerin Atlamaması Gereken 4 Durak

Bir moda sever için seyahat etmek, sıklıkla mağaza keşifleri ile geçerken aç kalmak demektir. Keşfedilecek lokal butiklerin peşine düşerken, bir bardak kahveden, lezzetli bir öğünden maruz kalmak aslında kaderiniz değil.

Moda markaları, yemek konusunda her zamankinden daha girişken. Biz İstanbul’da sadece Armani Cafe’ye aşina olsak da aslında pek çok lüks segment üyesi oyunun içinde. Sizin için, alışveriş için lezzetlerden vazgeçmenizi gerektirmeyen noktaları listeliyoruz:

 

Burberry’den Thomas’s:

Londra’nın göz bebeği Regent Street’te bulunan kafe, Art Deco dekorasyonuyla da, menüsüyle de tam bir İngiliz. Haftanın 7 günü hismet veren kafenin kapıları, hafta içi sabah 7’den, hafta sonu ise 8’den akşam 11.30’a kadar açık.

burberry

 

Ralph Lauren’den The Polo Bar:

Aralarında Rihanna, Woody Allen, Jimmey Kimmel gibi müdavimleri olan, derilerle donatılmış bu restoran da hem dekorasyonu hem de menüsüyle köklerine sağdık kalmayı seçmiş. New York’un ritmiyle gücünüzü kaybettiğinizde artık nereye uğrayıp kendinize geleceğinizi biliyorsunuz.polo

 

Prada’dan Pasticerria Marchesi:

Bu tatlı pastanenin Prada’nın logolarına boğulma ihtiyacı duymamasının sebebi ise Prada’dan bağımsız bir geçmişi olması. 1824 yılında açılan Pasticceria Marchesi’nin hisselerinin %80’ini Prada henüz geçtiğimiz yıl satın aldı. Her ne kadar bu Milanlı ikonik pastaney hala eski usullerle tatlı yapıyor.

-pradas-pasticceria-marchesi-

Cafe Marc Jacobs:

Emsalleri gibi kendi ülkesinde kalmayı seçmeyerek Milan’da ikamet eden bu kafe, isminden de anlaşılabileceği gibi Marc Jacobs’ın. Avrupa’ya taşınsa da köklerinin büyük porsiyonlarına veda etmemiş; büyü salatalar, dev sandviçler ve denemeye değecek kokteylleriyle kültürünün hakkını Milan’da veriyor Marc.

cafe-marc-jacobs

YORUM YOK

CEVAPLA